IPETGAS 2015, Türkiye 20. Uluslararası Petrol ve Doğal Gaz Kongre ve Sergisi Gerçekleşti

IPETGAS 2015, Türkiye 20. Uluslararası Petrol ve Doğal Gaz Kongre ve Sergisi, TMMOB Petrol Mühendisleri Odası, Türkiye Petrol Jeologları Derneği ve TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası tarafından 27-29 Mayıs 2015 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirildi. 1228 delegenin katıldığı, 170’den fazla bildirinin sunulduğu kongrede Petrol Mühendisleri Odası Başkanı Mehmet Kul Türkiye’nin bölgedeki hidrokarbon kaynaklarıyla ilgili sahip olduğu öneme dikkat çekti. Konuşmanın tam metnine aşağıdan ulaşabilirsiniz:

IPETGAS2015 AÇILIŞ KONUŞMASI/PMO

Sayın Müsteşarım, Sayın Genel Müdürlerim, Değerli Delegeler; Ulusal ve Uluslararası basının değerli mensupları; IPETGAS 2015 Kongresine, Organize eden kuruluşlar adına hoş geldiniz diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Organizasyonun gerçekleşmesi için tüm özverilerini ortaya koyan başta Kongre Düzenleme Kurulu olmak üzere Bilim Kurulu üyelerine ve emeklerini esirgemeyen tüm arkadaşlarımıza teşekkür ederim. Kongreye; çağrılı konuşmacı, panelist, oturum başkanı, bildiri sunucu olarak katkı sağlayan yerli ve yabancı uzmanlara ve desteklerini her organizasyonumuzda yanımızda hissettiğimiz kamu ve özel sektör kurum ve kuruluslarımıza ayrıca teşekkürlerimi sunarım

20.Türkiye Uluslararası Petrol ve Doğalaz Kongre’si; TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası, Türkiye Petrol Jeologları Derneği ve TMMOB Petrol Mühendisleri Odası’nın ortak organizasyonu olarak, T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı onursal başkanlığında TP, BOTAŞ, MTA’nın resmi destekleri ile gerçekleştirilmektedir.

Bu etkinlikte amaç; Enerji kaynaklarının aranması, bulunması için yapılmış çalışmaları paylaşmak, bilimsel ve teknolojik gelişmeler hakkında bilgiler sunarak, ülkemize, bölgemize ve bilim dünyasına katkıda bulunmaktır. Sektörle ilgili Uluslararası firmalar ve ülkemizde bu alanda faaliyet gösteren kuruluşları bir araya getirerek bölgemiz ve Ülkemiz yararına yönelik bilgi alışverişinin ortamını sağlamaktır.

Bu gün dünyamızda, tüm insanların yaşamındaki temel olgular temiz hava, temiz su, sağlıklı yiyecek, güvenilir  barınma ve enerjidir. Enerji, ülkelerin ekonomik ve toplumsal gelişimlerinin vazgeçilmez bir girdisidir. Enerji kaynaklarına ve elde edilen enerjiye erişim, ülkelerin gelişim düzeyleri, ekonomisi ve ulusal güvenlikleri ile de doğrudan ilişkilidir. Ülkelerin ekonomileri büyüdükçe enerji tüketimleri de artmaktadır. Gelişen ekonomimiz gelecekte zaten ciddi boyutlarda olan enerji açığımızın daha da artacağı konusunda sektör paydaşlarına net bilgiler vermektedir.

Bu nedenle; enerji kaynaklarımız  aranırken, ulusal enerji politikaları üretilirken, bilimsel ve teknolojik gelişmeler yakından takip edilmeli ve tüm olanaklarımız verimli bir şekilde kullanılarak ülke güvenliği ile eş anlam taşıyan bu konuya özenle yaklaşılmalıdır.

Türkiye’nin enerji tüketimi içindeki en yüksek pay, %60 ile petrol ve doğalgaza aittir. Ancak ihtiyacımız olan petrolun %92’si, doğalgazın ise %98’i ithalat yoluyla karşılanmaktadır. Gerek petrol fiyatlarında gerekse enerji tüketimindeki artış nedeniyle, petrol ve doğalgaza ödenen faturanın her geçen yıl arttığı ve ülke ekonomisine çok büyük yük getirdiği açıktır. Bu nedenle Hidrokarbon aramalarına   önem verilmesi, diğer enerji kaynaklarından jeotermal, kömür, rüzgar enerjisi, güneş enerjisinden azami ölçüde yararlanabilmek için tüm mühendislik disiplinlerinin birlikte projeler üretmesi gerekmektedir. Bu sayede, ülkemiz enerji çeşitliliği ile bir miktarda olsa arz güvenliği konusunda adım atmış olacaktır.

Bu kapsamda sanayi-üniversite ilişkisinin çok önemli bir boyutu vardır. Söz konusu işbirliği, ülke ve sanayinin gereksinimlerine bilimsel yöntemlerle yanıt verecek ve en uygun çözümlerin üretilmesinin yolu açılacaktır. Bilindiği üzere kongrede, konuya verilen önem kaynaklı bir çalıştayımız ve SPE Türkiye’nin organize ettiği üniversite-öğrenci tebliğ yarışması mevcuttur.

Sayın katılımcılar,

Ülkemiz arz güvenliğini ve enerji çeşitliliğini konuşurken akla hızlıca gelen 3 konudan bahsetme gereğini hissediyorum.

-Dünya’da özellikle ABD bazlı gelişen şeyl gaz/petrol arama ve üretim teknikleri bu konuda potansiyeli bulunan ülkelerde büyük heyacan yaratmıştır. Türkiye bu potansiyeli dolayısıyla heyecan  yaşayan ülkelerden birisidir. Türkiye için bakir olan bu konuda, uygun mevzuatın hazırlanması ve hayata geçirilmesi için yine üniversite-kamu-sivil toplum örgütleri ve yatırımcı işbirliğine ihtiyaç vardır.

Bilindiği üzere, hidrolik çatlatma sonucu geri üretilen sıvının içindeki zehirli maddelerin; toprağa, yüzey  ve yeraltı suyuna sızması, tesislerden atmosfere bırakılan emisyonların sınır değerleri aşması durumunda ortaya ciddi çevre sorunları çıkabilmekte ve yaşam kalitesini etkilemektedir.

-Bir diğer konu sanayinin ve evsel tüketimin en yoğun girdisi olan doğalgazda yeterli depoların olmayışıdır. Bilindiği gibi, halen ülkemizde faaliyette olan bir adet yeraltı doğal gaz deposu bulunmaktadır. Ülkemizin yüz akı kurumlarından TP, gelişen doğal gaz piyasasını takip etmiş, depo ihtiyacını yıllar önce görmüş ve tüketilmiş doğal gaz rezervuarı olan Kuzey Marmara ve Değirmenköy sahalarını dönüştürerek bugün işletmede olan Silivri Dogal Gaz Deposunu sektöre sunmuştur. Söz konusu depo başarılı bir şekilde işletilmekte ve geliştirme projeleri ile ülke ihtiyacının azaltılmasına çalışılmaktadır.

Basitçe hesaplanabileceği üzere, ülkemizin çalışan tek yeraltı doğal gaz deposu ülke tüketiminin ancak %6’sını karşılama kapasitesine sahiptir. Proje ve yapım aşamasındaki diğer depoların devreye girmesi, bunların işletmeye geçeceği tarihte büyümekte olan ülke tüketimi göz önüne alındığında bu oranı çok fazla değiştirmeyecektir. Buradan, ülkemizin daha bir çok yeraltı doğal gaz deposuna ihtiyacının olduğu gerçeği net olarak önümüze çıkmaktadır. Sektör oyuncularının bu konuya özel önem vermeleri arz ve enerji güvenliği açısında çok önemlidir.

-Son olarak, ülkemizde hızla gelişen jeotermal enerji konusuna değinmek isterim. Ülkemiz bu kapsamda çok büyük potansiyele sahiptir. Buradan yola çıkan yatırımcılar bu enerji kaynağına ciddi boyutlarda yatırım yapmaktadırlar. Ancak, bu enerji kaynağının aranması-sondajı-kuyuların tamamlanması ve üretimi aşamalarında, mevzuat eksiklikleri ve yönetmeliklerin yetersizliği, daha da ötesinde yetki karmaşalarının olması bizleri endişeye sevk etmektedir. Konu teknik ve çevresel bazda çok önemlidir. Ciddi kazalara ve doğa tahribatlarına daha fazla yol açmadan, acilen,  konunun kanun yapıcılar ve ilgililer tarafından ele alınması şarttır.

Değerli katılımcılar,

Dünyanın üretilebilir petrol ve doğalgaz rezervlerinin yaklaşık %70’i Ülkemizin yakın coğrafyasında yer almaktadır. Türkiye, Ortadoğu ve Hazar havzası hidrokarbonlarının batıya aktarılmasında geçiş güzergahında bulunmasının avantajını kullanırken,  ülkeler arasındaki enerji paylaşımında ulusal çıkarlarını ön plana çıkarmalı, çok dikkatli ve etkin politikalar üreterek denge kurucu bir ülke konumunda olmalıdır.

IPETGAS2015 20. Türkiye Uluslararası Petrol ve Doğalgaz Kongresi’nin hidrokarbon aramacılığı, üretimi, depolanması konularında yeni bilimsel yöntemlerin tartışılacağı, enerji arz güvenliği ve ülkeler arası denge politikalarının oluşturulacağı bir ortam yaratacağına ve çağrılı konuşmacıların, gerçekleştirilecek panellerin, sunulacak teknik bildirilerin, ülkemize, bölge coğrafyasına, ulusal uluslararası yatırımcılara ve bilim camiasına büyük katkılar sağlayacağına inanıyorum.

Bu Kongrenin düzenlenmesinde baş aktör olan Düzenleme Kurulu’na, katkı koyan kuruluş ve firmalara, sunumları ile destek olan tüm meslektaşlarımıza ve kongrenin başarısı için özverili çalışmalarından dolayı  Organizasyon firması Valör’e teşekkür ediyor, Organizasyonu gerçekleştiren TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası, Türkiye Petrol Jeologları Derneği ve TMMOB Petrol Mühendisleri Odası adına bütün delegeleri saygıyla selamlıyorum.

Mehmet KUL