Petrol Fiyatlarının Oluşumunu Etkileyen Faktörler

Petrol Fiyatlarının Oluşumunu Etkileyen Faktörler

Sevil Ezgi Ceylan Özkılıç

 

Bu yazıda genel başlıklar altında dünyada ve ülkemizde ham petrolün nasıl fiyatlandırıldığını ve bu fiyatların oluşmasında ne gibi faktörlerin etkili olduğu özetlemeye çalıştık.

En sık kullanılan ve ekonomik değerlendirmelerde sıkça telaffuz edilen iki ana ticari sınıflandırma ölçütü Brent ve WTI petrolünün açılımları ile konuya giriş yapalım.

Brent Petrolü; ismini kuzey denizinde yer alan 5 ayrı tektonik tabakanın baş harflerinden alır. broom, rannoch, etieve, ness, tarbat. Avrupa piyasasında işlem gören petroldür.

WTI; West Texas Intermediate (WTI), aynı zamanda Teksas “light sweet” olarak da anılır, tıpkı Brent Petrolü gibi ham petrol fiyatlandırmasında kullanılır. ABD piyasalarında işlem gören petroldür. Brent ve WTI yanı sıra Dubai , Umman, ve OPEC ham petrolleri de petrol fiyatlandırmasında kullanılan diğer önemli ham petrol kaynaklarıdır. Petrol fiyatları borsalarda arz-talep dengesine göre oluşur.

Dünya Brent ve WTI üzerinden ekonomik değerlendirmeleri yaparken bizde hangi ölçüler dikkate alınıyor diye merak edenler için ülkemizde petrol fiyatları 20.12.2003 tarihinde yayımlanan 5015 no’lu Petrol Piyasası Kanunu’nun 10. Maddesi ile düzenlenmekte olduğu bilgisini verelim.

Petrol alım satımında fiyatlar en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa koşullarına göre oluşur. Yerli ham petrol için, teslim yeri olan en yakın liman veya rafineride teşekkül eden “Piyasa Fiyatı” fiyat olarak kabul edilir.

Emsal Petrol + Taşıma Bedeli + Sigorta Bedeli + Gümrük Vergisi = Piyasa Fiyatı

Türkiye’de petrol fiyatı belirlenirken emsal petrol olarak 26 API dan düşük petroller için Mısır’ın Kızıldeniz kenarındaki Ras Gharib üretimi(21,5API) petrol, 26 API eşit veya büyük petroller için Suudi Arabistan’ın Basra Körfezi’nden yüklenen Arab Medium(31 API) petrolü esas alınıyor. Bu ülkeler sattıkları petrolü Brent Petrol fiyatından indirim yaparak ki bu indirim oranı piyasaların 18 durumuna göre değişir, API gravitesine göre her 0,1 API fark için 2 cent düzeltme yapılır. Yani düşük API graviteli petrol için düşük fiyat ödenir. Bu emsal fiyata emsal alınan petrolün Türkiye’deki bir rafineriye getirmek için gereken taşıma + masrafları+sigorta+gümrük bedeli eklenerek piyasa fiyatı oluşur.

Geri kalan etkenler ise uluslararası kuruluşların küresel koşullara göre belirlediği esaslar ile belirlenir.

Taşıma ile ilgili masrafların nasıl oluştuğunu anlamak için bizim rafinerilerimize ve ana terminallerimize emsal petrolün hangi yollardan ulaştığı aşağıdaki harita üzerinde görülebilir.

ezgi1

Petrol fiyatları pek çok nedenden ötürü değişiklik gösterir ancak bu nedenler Arz ve Talep taraflarından kaynaklı olarak iki grupta toplanabilir.

Arz Tarafı;

OPEC üretim kapasitesi

OPEC Dışı üretim kapasitesi

Jeopolitik Ortam

Hava Koşulları

Arama ve Üretim Maliyetleri

Arama ve Üretim Yatırımları

Teknoloji

Stok Durumu

Petrol Kalitesi

Talep Tarafı;

Ekonomik Büyüme

Sanayi Üretimi

Jeopolitik Ortam

Hava Koşulları

Tüketici davranışları

Vergiler

Teknoloji

Ancak arz ve talep taraflarındaki bu sayılan etkileri tetikleyen en önemli iki faktör ekonomi ve politikadır ve onları belirleyen faktörleri de aşağıdaki şekilde özet olarak gruplanabilir.

Ekonomik Etkenler;

Üretim- Tüketim Dengesi

Taşıma Maliyeti (coğrafya)

Yatırım Maliyetleri

Yatırım Zamanlaması

Arama ve Üretim Maliyetleri

Düşük Dolar Seyri

Politik Etkenler;

Piyasa Düzenlemeleri (yasalar)

Ambargolar, Çatışmalar

OPEC, Büyük Şirketler Politikaları

Vergiler (yatırım maliyetlerini etkiler)

Çevre Düzenlemeleri

Ekonomik nedenler üretim – tüketim dengesi özelinde incelenir ise fiyatlardaki, bir yıl içinde gerçekleşen, ani düşüşün sebeplerini daha iyi anlaşılabilir.

Arz-Talep ( üretim- tüketim) dengesi tüm dünya ülkelerinin özellikle Avrupa ülkeleri gibi lider sanayi ülkelerinin ekonomik büyümede durgunluk yaşaması petrol tüketiminde beklenen seviyenin altında kalınmasına neden olmaktadır. Bunun yanında arz tarafında Libya’da işlerin yavaş yavaş normale dönmeye başlaması ve Irak ham petrol üretiminde artışın başlaması arz-talep dengesinde arz tarafının ağır basmasına neden olmuştur.

Kendisi de büyük tüketicilerden olan ABD’de yaşanan “shale oil” üretimindeki artış da söz konusu dengeyi bozan etkenlerden olmuştur.

Yukarıda bahsi geçen gelişmeler aşağıda sıralanmaktadır;

• Şubat 2014 – Şubat 2015 arasında 110 $ / varil seviyesinden 60 $ / varil

• Küresel ekonomik büyüme ve petrol talep artışı beklentilerinin düşük gerçekleşmesi – Başta Avrupa olmak üzere ekonomik durgunluk ve bağlı olarak talep düşüşü

• Libya üretiminin normal seviyeye dönmesi

• Irak üretiminde artış olması

• ABD shale oil üretim artışı

2013 ABD ham petrol üretimi 7,5 milyon v/g

2014 ABD ham petrol üretimi 8,6 milyon v/g

2015 ABD ham petrol üretimi 9,4 milyon v/g

Politik etkenleri anlamak için ise mevcut durumdan en çok etkilenen ülkelere bakmak iyi bir fikir sahibi olmamızı sağlayabilir. Yakın dönemde Rusya ve Irak’ta yaşanan gerginliklere Venezuela ve İran ile süre gelen anlaşmazlıkları eklersek Politik etkenlerden kasıt daha net ortaya çıkabilir.

RUSYA; Ukrayna krizi, Kırım politikaları ve diğer bölgeler

İRAN; Nükleer teknoloji politikaları, İsrail’in güvenliği, Suriye ve Irak’a yönelik politikaları

VENEZUELLA; Özellikle ABD’ye ve Batı’ya karşı sürdürdüğü politikalar

IRAK; Halen Hidrokarbon Yasasını onaylamamış olmaları, Kuzey Irak – Bağdat ilişkilerindeki gerginlik

Söz konusu ülkelerin ne derece etkilendiğini üretim değerlerine bakarak görebiliriz.

50 $ düşme = 1 milyon v/g için 50 milyon $/ gün kayıp 20

Yıllık kayıp 18.25 milyar $

Rusya üretim 10.8 milyon v/g , tüketim 3.3 milyon v/g – günlük 7,5 milyon v fazla İran üretim 3.6 milyon v/g, tüketim 2 milyon v/g – günlük 1,6 milyon v fazla Venezuella üretim 2.6 milyon v/g, tüketim 0.8 milyon v/g – günlük 1,8 milyon v fazla Irak üretim 3.2 milyon v/g, tüketim 0.8 milyon v/g – günlük 2,4 milyon v fazla

50 USD lık düşüşün 1 milyon v/g üretim bazını esas alırsak arz sahibi bir ülkenin kaybı yıllık 18.25 milyar dolar olarak karşımıza çıkmaktadır.

Peki, bu ne demek?

Bütçelerini büyük ölçüde petrol satışından gelecek gelire göre düzenleyen ülkeler için bütçe denkliğini sağlayamama riski söz konusu. Bunun etkilerinin Suudi Arabistan’da görülmeye başladığı ve ülkenin bankalara kredi için başvurduğu biliniyor.

ezgi2

Uluslararası enerji ajansının verilerine göre Rusya’nın bütçesini denkleştirebilmesi için gereken petrol varil fiyatı 90-100 USD aralığında, Venezuela ise Rusya’dan daha yüksek bir fiyat ile bütçesini denkleştirebiliyor, buna karşılık Birleşik Arap Emirliği ise 60-80 USD aralığında bütçesini denkleştirebiliyor.

ezgi3

Deutsche Bank raporuna göre ise Rusya bütçesinin %45 i enerji kaynağı ihracatından geliyor. Rusya’nın bütçesini denkleştirebilmesi için 100 dolar/varil satış fiyatına ihtiyacı olduğunu belirtiyor. Bu bilgiye uygulanan ambargoları da eklersek Rusya’nın ne kadar etkilendiği konusunda daha net fikir sahibi olabiliriz. Bütçe denkliği için Venezuela’nın ihtiyaç duyduğu rakam Deutche Bank tarafından 2014 raporunda 162 dolar /varil olarak açıklamıştı ancak Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, 2015 yılının Ekim ayında yaptığı bir açıklamada, petrol sektöründe yatırımların devam edebilmesi için fiyatların ideal seviyesinin 88 dolar olduğunu söylemiştir.

Tarihe bakarsak SSCB’nin çöküşü de bugünküne benzer bir dalgalanma sırasında gerçekleşmiştir. Bu örneğe dayanarak ABD’nin Suudi Arabistan ile birlikte hareket ederek Rusya’yı Kırım’daki hareketleri nedeni ile cezalandırma amacında olduğu görüşü de savunuluyor. SSCB’nin dağılması döneminde, Suudi Arabistan üretimini 2 milyon v/g den 10 milyon v/g’e çıkararak petrol fiyatlarının 32 dolardan 10 dolara düşmesine neden olduğu sonucunda da SSCB’nin petrolünü satabilmek için 6 dolarlar seviyesine indiği hatırlanacaktır. Ekonomilerine aldıkları bu ağır darbenin SSCB’nin dağılmasındaki önemli etkenlerden biri olduğu söylenebilir. Bu dönemde üretimleri 3,5 kat arttığı için Suudi ekonomisi fazla etkilenmemiştir.

İran için durum ise Rusya’nınkinden pek farklı görülmüyor. Nükleer faaliyetleri nedeni ile uygulanan ambargo yüzünden petrol ve gaz ihraç gelirleri de hali hazırda %50 azalmış durumdadır.

Her iki ülke de bütçe açıklarını denkleştirmek için bazı önlemler almaya çalışmıştır, bütçe hedeflerini kısmak, petrol üretimini düşürmemek vs gibi. İran sahalarının geliştirilmesi için milli varlık fonundan yaklaşık %8 lik para aktarma kararı almış ve Putin de olumsuz etkilere rağmen 421 milyar dolarlık uluslararası rezervine güvenerek bu dönemi atlatacağını açıklamıştır.

Venezuela’da petrol fiyatlarının etkisi daha da ağır görünmektedir, enflasyon oranı %60, sübvansiyon maliyeti 12.5 milyar dolar/yıl olmasına rağmen sübvansiyonların devam edeceği ve akaryakıt fiyatlarının artmayacağı açıklanmıştır.

Diğer ülkeler ise örneğin Irak ve bazı körfez ülkeleri 40 – 60 dolar/v fiyatı üzerinden bütçe açıklayarak önlem almaya çalışmaktadır.

Suudi Arabistan bütçe denkliği için 80-90 dolar/v fiyata ihtiyaç duymasına rağmen üretimi kısmamaktadır. Bunun sebebi piyasadaki payını korumak veya ABD ile “shale oil” rekabeti olabilir yorumları yapılmaktadır. Nedeni ne olursa olsun 700 milyar dolar üzerindeki fonları ile bu politikayı sürdürebilecek güçte olduklarını düşünüyorlar. Ancak son dönemde bankalardan kredi alma olasılığını da araştırdığını ve Moodys’in, Suudi Arabistan bankacılık sisteminin görünümünü durağandan negatife çevirdiğini de unutmamak gerekir.

İthalat açısından bakılırsa ABD ve AB faturaları düşmektedir. ABD’nin ithal petrol ihtiyacı 8,9 milyon v/g yani 50 dolar/v fiyat düşüşü bütçelerine 162,4 milyar dolar rahatlama getirmiştir. AB ülkelerinin ithalat ihtiyacı 11,4 milyon v/g yani bütçede 208,5 milyar dolar rahatlama hesaplanabilir.

Bizde durum nedir?

Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı 2014 raporuna göre enerji tüketim kaynakları arasında petrol ve gazın payı %59,5 dir. EPDK’ya göre %92 oranında petrol ithal ediyoruz ve ithal petrolün %28’i İran’dan %32’si Irak %15’i Suudi Arabistan’dan, %8’i ise Rusya’dan olmak üzere Rusya, İran ve Irak ithalat 22 kaynaklarımızın %68’ini oluşturmaktadır. Diğer kaynaklarımız ise Kazakistan %8, Azerbaycan %1, Nijerya %3, Libya %4 olarak sıralanmaktadır.

2015 ham petrol ithalatımız Türk İstatistik Kurumuna göre 25 milyon ton civarındadır. Aralık 2015 döneminde petrolün varil fiyatı 36 dolar seviyesine gerilediğinde ithalattan kaynaklı olarak 11,7 milyar dolarlık bir kazanç söz konusudur. İş Bankası Ocak 2015 raporuna göre 2015 yılında %10’luk her düşüş (dolar kuru sabit olduğunda) enflasyonu %30 düşürebilir denmiştir.

Fakat en önemli dış ticaret ortakları olan Rusya ve Irak’ta yaşanan olumsuzluklar Türkiye’nin bu ülkeler ile yaptığı ihracatı azaltabilir.

Her kriz aslında beraberinde fırsatları da getirir, Türkiye bu ortamdan doğru dış politikalar ve petrol yatırımları ile kazançlı bir konuma geçebilir. Petrol fiyatlarında yaşanan düşüşle birlikte Türkiye petrol varlıklarına daha çok yatırım yapmalı ve maliyetler düşükken arama faaliyetlerine hız vermelidir.

  1. PMO
    Yazara iletmek istediğiniz yorumlarınızı lütfen pmo@pmo.org.tr adresine bildiriniz.